İKİOKLU CAMİİ’NİN TÜRKİYE’DEKİ DİĞER CAMİLERDEN FARKI

0

Türkiye’deki camilerin mihrapları güneydoğu istikametine yani kıbleye bakar. Cami giriş kapıları da haliyle mihrabın tam karşısında olur. Minareler ise giriş kapısının tam sağında yer alır. Türkiye’deki ve Kuşadası’ndaki tüm camiler böyledir. İkisi hariç, birisi İstanbul’daki Firuzağa camii, diğeri de Kuşadası’ndaki İkioklu Camii’dir.
İstanbul’daki Firuzağa camisinin minaresinin solda oluşunun gerekçesi, caminin yapıldığı dönemde caminin sağında hıristiyan mahallesinin, solunda da müslüman mahallesinin olmasıymış. İkioklu Camii’nin minaresinin solda olmasının iki gerekçesi var.

Birincisi yapıldığı dönemde Rum-Ermeni mahallesinin camii’nin sağında, müslüman mahallesinin ise solunda yer alması, ikinci ve en önemli gerekçe ise camii’nin Türkmen-Bektaşi camii olmasındandır. 1834 yılında Kahramanmaraş’tan Kuşadası Mutasarrıflığına atanan Kalender Paşa mahiyetiyle birlikte Kuşadasına gelmiştir. Mahiyetini ise şimdiki İkioklu denilen, halk arasındaki Maraş Mahallesi tabir edilen yere yerleştirmiştir. Nedeni de aynı dönemde Girit’ten Kuşadası’na göçen Bektaşi kökenli Giritlilerin bu mahallede yaşamasıymış, dolayısıyla bu mahallede bir Bektaşi topluluğu oluşmuştur.
Burada kurulan bu cami’nin ilk adı “Atik Camii”dir. Nitekim Bektaşi yörelerinde mutlaka “Atik” isminde bir camiye, bir çeşmeye veya başka bir yapıya rastlarsınız. “Camiatik Mahallesi” isimlendirmesi de bu dönemden kalmadır. Camii ilk yapıldığı dönemde tipik bir Bektaşi Camii gibi, içi rengarenk çiçek ve doğa resimleriyle bezeli ve içinde kandiller asılıymış, 19. yüzyıl sonlarına doğru çıkan bir yangınla tamamen yanmış ve tekrar onarıldıktan sonra dönemin usulüne göre iç tezyini yapılmıştır.

Aslında her gün gelip geçtiğimiz yerlerin köklü bir öyküsü ve tarihi var. Fark ettikçe Kuşadası’nı daha çok seveceğiz.

Kaynak: Sedat Onar

Bir Yorum Yazın

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin